İnşaat sektöründe 10 yıllık Pergel Hareketi

Sinan Evman: “ İnşaat sektörü sorunları olmasına rağmen, kısa vadede büyümesini sürdürecek bir sektör olacaktır.”

İnşaat sektöründe 10 yıllık Pergel HareketiÇelik konstrüksiyon ve betonarme sanayi yapılarının yanı sıra konut, ticari merkez, eğitim ve sağlık kurumlarının inşaat işlerini gerçekleştiren bir şirket Pergel İnşaat. Tasarım, üç boyutlu modelleme, ihale dosyaları hazırlığı, kontrolörlük ve proje yönetimi konularında da hizmet veren firma gerçekleştirdiği birçok projede, tasarım dahil olmak üzere anahtar teslimi hizmet sunuyor. Pergel İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Evman dergimizin sorularını cevaplayarak çalışmalarını anlattı.

Pergel İnşaat firmasını tanıtır mısınız? Ne zaman kuruldu ve ne gibi çalışmalar yapıyor?

İnşaat sektöründe faaliyet gösteren Pergel İnşaat San. Tic. A.Ş, 1998 yılında kuruldu. Mühendislik alanında uzmanlaşan Pergel İnşaat olarak; çelik konstrüksiyon, betonarme sanayi yapıları ve sosyal bina yapımı, aynı zamanda bunların bakım ve onarım ile her türlü elektrik ve mekanik tesisat kurulum projelerinin yanı sıra ihale dosyası hazırlığı, proje yönetimi, dekorasyon ve tasarım konularında da anahtar teslim hizmetler veriyoruz. Bünyemize Minimale Mimarlık’ı da katarak, proje ve tasarım konularında uzmanlaşma yolunda ilerliyoruz. Bugüne kadar çağdaş, dinamik, modern, vizyonu geniş, genç bir ekiple çalışmalarına devam eden Minimale Mimarlık ve Pergel İnşaat, organize sanayi bölgelerindeki sanayi yapılarının yanı sıra eğitimden sağlığa, restorasyondan sosyal tesislere kadar uzanan geniş bir sektörel yelpazede hizmet veriyor. Minimale Mimarlık, Avrupa ve Uzak Doğu’dan ithal edilen aydınlatma armatürleri ve mobilya dekorasyon ürünleri ile farklı ihtiyaç ve zevklere hitap ediyor. Bunun yanı sıra Pergel İnşaat, Türkiye’de bulunan Bauhaus Yapı Marketleri’nin de uygulama çözüm ortağı.

İlginç ve başarılı bir çalışmaya imza attığınız Notre Dame De Sion okulu projesini anlatır mısınız?

Notre Damme de Sion’da bu sene sergi salonu, tavan arası, bekleme salonu ve resepsiyon, WC ve salon 311 tadilatları yapılıyor. Okul müdürü De Lansalut sanata düşkün biri. Geçen yıl, küçük eski kiliseyi restore ettirerek, konser salonu yaptırdı. Bu salonda her hafta bir organizasyon oluyor. Bu seneki renovasyon işleri kapsamında ise 145 m2′lik bir sergi salonu yapılıyor. İkinci derece tarihi eser sayılan yapının renovasyon çalışmalarını yürütebilmek adına gerekli tüm izinler Anıtlar Kurulu’ndan alındı. Sergi salonunu, tarihi yapısını bozmadan usulüne uygun renove ediyoruz. Zeminler tarihi dokuya uygun kaplanacak, tavanda kumaş baskıyla ritüelik efektler verilecek ve kolonlar grafik tarzı giydirilecek. Sergi salonunda ayrıca hareketli panel sistemi olacak. Daha da açık ifade etmek gerekirse x-y ekseninde hareket eden duvarlar olacak. Bu da mekân içinde farklı kullanım olanakları sağlayacak. Bekleme salonu ve resepsiyonda mezunlar odası, veli odası gibi bölümler olacak. Tarihi cephe, doku aslına uygun olarak renove edilip tarihi mobilyalar orijinalliği bozulmadan asıllarına uygun revize edilecek. Eski WC’ler modernize edilerek öğrencilerin kullanımına daha uygun hale getirilecek. Hali hazırdaki toplantı odası (salon 311) genişletilerek üçüncü kattaki yeni yerine taşınacak. Oturma düzeni ise yeniden düzenlendi. Bu projedeki en büyük amacımız binanın tarihi dokusunu salona yansıtmak.

Başka okullarla da çalışma yaptınız mı? Mimari tasarımın eğitim hayatına etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bugüne kadar Türk – Fransız Kardeşlik İlköğretim Okulu inşaatı, Saint Joseph, Robert Koleji, İdeal Eğitim Kurumları, Anafen gibi okullar ile çalışmalar yaptık. Özel Saint Joseph Fransız Lisesi’nin 1999 yılında yemekhane bölümünü inşa ettik. Aynı yıl Saint Josephliler Derneği için Salle Fére Etienne yani kış bahçesi yapımını üstlendik. Robert Koleji’nin, Notre Dame de Sion Lise ve İlkokulu’nun ise 2008 renovasyon çalışmalarını yürütüyoruz.

Mimari tasarım yalnızca eğitim kurumlarında değil, günümüzde her alanda etkisini gösteriyor. Daha önce de belirttiğimiz gibi birçok eğitim kurumu, sanayi yapısı, hastane, AVM, otel ve sosyal mekânlarda çalışmalar yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz. Sosyal mekânlarda gerçekleştirdiğimiz tüm projeler birçok insana aynı anda hizmet etmekte ve bu yüzden, işlevsel ve görsel olarak birçok detayı içinde bulundurmak zorundayız. İşte bu aşamada da yaptığımızmimari tasarımlarla mekânları daha kullanışlı ve daha hoş görünümlü hale getirmeye çalışıyoruz. Özellikle sosyal mekanlarda yer alan toplantı salonu, fuaye, bekleme ve görüşme odaları, yemekhane, wcgibi ortak kullanım alanlarında yaptığımız mimari tasarımlar, mekanları daha etkili ve daha rahat kullanılır hale getiriyor. Mimari tasarımlarımızla işlevselik kazandırdığımız bu mekânlarda bulunan insanların hayatlarının kolaylaştırılmasının yanında, görsel olarak da onları motive edebiliyoruz.

Pergel İnşaat olarak gelecek hedef ve çalışmalarınız nelerdir?

Rakamsal olarak değerlendirmemiz gerekirse, geçen yıl, firma olarak %20 oranında büyüdük. Bu yılki hedefimiz ise, ülkenin siyasi ve ekonomik gelişmelerine bağlı olarak sahip olduğumuz bu oranı koruyabilmek. Pergel İnşaat veya Minimale Mimarlık olarak, imza atmaktan gurur duyacağımız projelere her zaman sıcak bakıyoruz. Bu projeler gerek yurtiçi gerek yurtdışı projeleri olabilir.

Türkiye’deki inşaat sektörünün bugünkü durumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

İnşaat sektörü, Gayri Safi Milli Hasıla’nın %4′lük payını oluşturuyor ve giderek büyüyor. 2007 yılında inşaat sektörü, Cumhuriyet tarihinde ilk kez, kamu yatırımları ile değil, özel sektörün yatırımlarıyla büyümeyi yakaladı. Küresel ekonomideki çalkantılar, elbette Türkiye ekonomisi içerisinde inşaat sektörünü de etkiliyor. Düşük dolar paritesi ve yüksek girdi maliyetlerinin dışında, dünya petrol piyasasındaki yüksek rakamların olumsuz etkileriyle boğuşuyoruz.

Aynı şekilde, ABD’de başlayan tut-sat krizinin etkileri, Türkiye’de de etkisini gösteriyor. Kimi konut projeleri büyük bir başarı yakalarken, kimi projeler ise istenilen talebi görmüyor. Talebin canlanması için, büyüme oranlarının yanı sıra ekonomide reel iyileşme ve tüketici güven endeksinin iyileşmesi gerekiyor ki geçtiğimiz Haziran ayında endeks, son bir yılın en düşük seviyesine inmiş ve 66,4 puana gerilemişti. Bütün bu faktörler, sektörün ekonomi ile ilişkili tarafını oluşturuyor. Sonuç olarak, inşaat sektörünün sorunları olmasına rağmen, kısa vadede büyümesini sürdürecek bir sektör olacaktır.

Yurtdışına yönelik çalışmalarınız var mı? Varsa bu çalışmalarınızdan söz eder misiniz?

Yurtdışına yönelik çalışmalarımız sürüyor. Minimale Mimarlık olarak 11 yabancı firmanın Türkiye distribütörlüğünü yapıyoruz. İlişkilerimizin istikrarlı ve sürekli olması bizim için çok önemli. Vizyonumuzu genişletecek, bizi daha ileriye taşıyacak ve uluslararası sektördeki gelişmeleri izleyebilmemizi sağlayacak yurtdışı fuarlarını, sürekli takip ediyor ve değişen sektöre hızlı bir şekilde uyum sağlayabiliyoruz. Yeni proje teklifleri de geliyor, henüz Kıbrıs dışında yurtdışında gerçekleştirdiğimiz bir projemiz yok. Ancak bizi hedeflerimize ulaştıracak projelere de sıcak bakıyoruz.

İnşaat firması ve mimarlık şirketi bir arada olarak İstanbul’un kentsel yapısı hakkında ne düşünüyorsunuz?

İstanbul tarihi ve coğrafi konumuyla, birçok kültürü içerisinde barındıran kendine özgü bir şehir olma özelliğini taşıyor. Farklı şehirlerden devamlı göç aldığı için, nüfus yoğunluğu günden güne değişen bir şehir. Bu kadar karışık bir şehirde kentsel yapı haliyle çok yetersiz kalıyor. Yapılan çalışmalar, şehrin tarihiyapısını ve doğal güzelliklerini yeterince koruyamadığı gibi, yaşamı da kolaylaştırmaya yetmiyor. Tarihi mekânlardaki yeni yapılar bu mekânların ruhunu yok edecek kadar uyumsuzluk içerdiği için kentsel mimari de kendi içinde tutarsızlıklar gösterebiliyor. Yapılan yenileme çalışmalarında işlevselliği ön plana çıkaran projelere her zaman öncelik tanıyor. Ancak bu projeler mimari olarak desteklenmediği sürece hep eksik kalıyor ve bu şehrin kentsel yapısına da yansıyor.


Bu Haberi Paylaş : FacebookTwitterGoogle+LinkedInPinterestEmailbufferDiggflattrRedditStumbleUpontumblr