SERAMİK VE GRANİT SEKTÖRÜNDE YÜKSELEN BİR DEĞER

Erol Hacıoğlu: “Graniser’de kalite kavramı firmanın yönetim ve işleyiş anlayışıyla bütünleşmiştir. Şu anda gerek üstün kalite yönetimimiz gerek mükemmelliği ilke edinen çalışma anlayışımız gerekse genç ve dinamik kurumsal yapımızla sektörün en önde gelen aktörlerinden birisi konumundayız.”

Graniser, yüksek kaliteli seramik ve granit üretimiyle sektörünün önde gelen firmalarından birisi olarak adından sıkça söz ettiriyor. Genç ve dinamik bir kurumsal yapı içerisinde müşteri memnuniyeti odaklı bir üretim faaliyeti yürüten ve yurt dışına yaptığı satışlarla ülke ekonomisine de katkı sağlayan Graniser’den Genel Müdür Erol Hacıoğlu ile görüştük ve kendisine Graniser hakkında birtakım sorular sorduk.

SERAMİK VE GRANİT SEKTÖRÜNDE YÜKSELEN BİR DEĞER

Öncelikle firmanızı bize kısaca tanıtabilir misiniz?

Graniser, seramik ve granit üretiminde Türkiye’nin lider üreticileri arasında yer alan saygın bir firmadır. 1999 yılında üretim faaliyetine başladık. Aksihar’daki 275 dönümlük arazi üzerinde kurulu olan fabrikamızda yılda toplam 23 milyon metrekarelik duvar ve yer karosu, sırlı granit, dekor ve bordür üretiyoruz. Şu an itibariyle 1000’e yakın kişiye istihdam sağlıyoruz. Ürünlerimizi 50’den fazla ülkeye ihraç ediyoruz. İstanbul’da merkezimiz, İzmir’de ise bölge müdürlüğümüz bulunuyor.

Firmanızın seramik sektöründeki yeri neresidir?

Graniser’de kalite kavramı firmanın yönetim ve işleyiş anlayışıyla bütünleşmiştir. Şu anda gerek üstün kalite yönetimimiz gerek mükemmelliği ilke edinen çalışma anlayışımız gerekse genç ve dinamik kurumsal yapımızla sektörün en önde gelen aktörlerinden birisi konumundayız. Üretimimizi ileri teknolojinin tüm nimetlerinden faydalanarak üstün bir estetik anlayışıyla gerçekleştiriyoruz. Hem ham madde seçiminde hem de üretim sürecindeki kontrollerde yüksek dikkat ve hassasiyetle çalışıyoruz. Tüm bu niteliklerimiz sayesinde Graniser satış hacmi, ürün kalitesi, dizaynlarda farklılık ve uluslararası konum açısından sektördeki öncü firmaların arasına taşınmış durumda.

Üretim yaparken nelere dikkat ediyorsunuz?

Her şeyden önce ürün ve hizmet kalitesine büyük önem veriyoruz. Seramik sektöründeki gelişmeleri ve yenilikleri yakından takip ediyor ve edindiğimiz birikimleri doğrudan üretimimize yansıtıyoruz. Ayrıca müşteri odaklı bir çalışma şekliyle ihracat yaptığımız ülkelerin taleplerine göre yeni desen ve seriler üretiyoruz.

Özellikle son dönemde piyasaya sürdüğünüz ürünleriniz hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

2013 yılı sonları itibariyle Mercury serimiz büyük ilgi görüyor. Bu seride travertenlerin estetik yapısıyla seramiğin kalitesini bir araya getirdik. Mercury serisinin kullanım alanı oldukça geniş. Traverten desenli sırlı porselen karoları özellikle salon, oturma odası ve ıslak zeminlerde rahatlıkla kullanmak mümkün. Bu ürünümüzü 30×60 cm ölçüleri ve sand, mud, kahve, gri, beyaz, bej, antracite gibi farklı renk seçenekleriyle müşterilerimize sunuyoruz.

En az Mercury kadar kaliteli olan bir başka ürünümüzse Toscana serisi. Toscana serisi eskitilmiş ahşap dokusuna sahip. Parlaklığı ve renk alternatifleriyle mekânlara ferah bir görünüm sağlayan serinin, bianco, grigio ve nut renkleri bulunuyor. 45×90 ebatlarında olan seri, çizilmelere karşı dayanıklı olmasıyla dikkat çekiyor.

Bardolino da son dönemlerde müşterilerimizin beğenisine sunduğumuz ürünlerin başında geliyor. Bu seri doğal taş görünümüyle sade ama şık bir atmosfer yaratıyor. Salon, banyo, mutfak, kafe ve restoran başta olmak üzere tüm yaşam alanlarında kullanılabilecek seri 60x60cm, 30x60cm, 45x45cm, 33x33cm, 7,5x33cm ve 5x5cm ebatlarından oluşuyor. Hem yatay hem de dikey yüzeylerde kullanılabilen Bardolino serisini bone, noce, almond, silver renk seçenekleri ile müşterilerimizin ilgisine sunuyoruz.

Müşterileriniz ev veya işyeri için seramik seçerken özellikle nelere dikkat etmeliler? Bu konuda ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

Öncelikle aynı renk tonu ve aynı kalibrede ürünler alınmalıdır. Bununla ilgili bilgiler ürün kutusunun üzerinde yer alır. Buna dikkat edilmezse karışık döşeme yapıldığında mekân içerisinde farklı renk tonları ortaya çıkacak ve kalibreler birbirleriyle uyumlu olmadığından dolayı da milimetrik kaymalar yaşanacaktır.

Ürün alırken kullanım alanına göre seçim yapmak da önemlidir. Bu sebeple satıcıya mutlaka ürünlerin nerede kullanılacağı hakkında bilgi verilmelidir. Bunlara ek olarak parlak ürünlerin mat ürünlere oranlara daha kaygan olduğu ve daha çabuk aşındığı da unutulmamalıdır. Öte yandan sırlı yüzeyler leke tutmama özelliği konusundan daha iyidir. Bu ürünlerden leke çıkarmak daha kolaydır.

Ayrıca alınacak olan ürün, kullanılacak alana göre daha fazla miktarda olmalıdır. Çünkü döşerken alan birebir tutmayacağından parça ürünler kullanılacak ve kırılmalar olabilecektir. Gelecekte oluşabilecek sorunlara karşı da her zaman yedekte ürün bulundurulmalıdır. İleriki bir zamanda zor da olsa aynı ürün belki bulunabilir ama aynı renk ve aynı kalibrede seramik karo bulmak çok zor olacaktır.

Türkiye’nin seramik sektöründe dünyadaki konumu nedir?

Türkiye seramik kaplama malzemeleri sektöründe dünya üretiminin %3,2’sini, Avrupa üretiminin ise %11’ini karşılıyor. Ülkemiz 160 milyon metrekare düzeyindeki yurtiçi pazar büyüklüğü ile seramik karo tüketiminde dünyanın 11. büyük pazarı konumunda. Türk seramik kaplama malzemelerinin en fazla ihraç edildiği ülkeler İsrail, İngiltere, Almanya, Irak ve Azerbaycan olarak sıralanıyor. Seramik sektörü yaklaşık 413 milyon metrekare üretim hacmi ve 521.090 milyon dolarlık ihracatı ile Türkiye’nin önemli endüstrileri arasında yer alıyor. Öyle ki dünyadaki büyüme rakamları ile karşılaştırdığımız zaman, ülkemizde sektörün ortalamanın üzerinde büyüdüğünü söyleyebiliriz.

Türkiye; Çin, İtalya ve İspanya’nın ardından dünya çapında kaliteli üretim yapan dördüncü büyük karo ihracatçısı konumunda. Üretimin %35’i, beş kıtada yüzden fazla ülkeye ihraç ediliyor. Türk seramik sektörünün, hammadde açısından çok önemli stratejik avantajları var. Sahip olduğumuz bilgi birikimi ve kaliteli insan kaynağı ile gelişmekte olan ülkelere karşı; insan kaynağı maliyet seviyeleri ile de gelişmiş ülkelere karşı avantajlı durumdayız. Daha da çok büyüme potansiyelimiz var ancak enerji zamları sektörün büyüme ivmesine sekte vuruyor. Sektörde markaların masraflarının %40’ını enerji giderleri oluşturuyor. Devlet istikrarlı bir enerji politikası uygulayarak sektöre destek olursa Türkiye çok daha iyi bir yerlere gelebilir.


Bu Haberi Paylaş : FacebookTwitterGoogle+LinkedInPinterestEmailbufferDiggflattrRedditStumbleUpontumblr